Daha büyük görüntülemek için resme tıklayınız:
http://infografik.com.tr/wp-content/uploads/2013/06/GeziParki_Infografik.jpg
9 Haziran 2013 Pazar
Gezi Parkı İnfografik :-)
Gönderen Arzu zaman: 16:26 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler: gezi parkı, taksim
Devlet eli nereye kadar?
Not: "Bu yazıyı Taksim Gezi Parkı olaylarından bir hafta kadar önce kaleme almıştım, yeni yayınlıyorum. Gezi Parkı değerlendirmeleri yakında..."
İnsanların bireysel özgürlük sınırları nerede başlar nerede biter ve devlet buna nereye kadar müdahale edebilir?
Tüm bu hususlar demokratik anayasada belirtilmesine rağmen son derece ucu açık durumdadır.
Anayasada devletin vatandaşlarını alkol gibi zararlı alışkanlıklardan korumasına ilişkin maddeler yer alıyor. Anayasa’da aynen şu ifadeler kullanıyor: “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır”.
Burada “gerekli tedbir” sözü, ucu açık olmasına rağmen, kişisel özgürlüklerle ilgili konuyla çakışıp çakışmadığına bakılması gerekir. Ki aklı başında herkes çakıştığını rahatça söyleyecektir. O zaman eskiye dönüp devlet artık bize hangi kitabı okuyup hangisini okuyamayacağımızı da söyleyecek midir?!
Anayasal ucu açık kılıflar kullanılarak her şey yasaklanabilir. Şunları yeniden hatırlatayım, anlayanlar için:
II. Dünya Savaşı sırasında Rahip Pastör Nie Moeller'in söylediği gibi:
"Önce Yahudiler için geldiler,
Sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim
Sonra komünistler için geldiler
Sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim
Sonra sendikacılar için geldiler, sendikacı olmadığım için yine sesimi çıkarmadım
Sonra benim için geldiler
Ses çıkaracak kimse kalmamıştı…"
Ya da Alev Alatlı'nın uyardığı gibi:
"bir mıh kaybettik, naldan olduk
bir nal kaybettik, attan olduk
bir at kaybettik, askerden olduk
bir asker kaybettik, ordudan olduk
bir ordu kaybettik, vatandan olduk..."
Kaldı ki, kötü alışkanlıklar yasaklamayla değil, eğitimle çözülebilir. Televizyonda sigara ve alkol görüntülerinin üstünü kapamakla gerçekten kimse anlamıyor mu, bu kadar dummy bir nesil miyiz? Alkol sorununu aile ve eğitim sistemi çözmelidir, devlet yasağı değil. Hele ki turizm cenneti bir ülkede bu kadar keskin sınırlarla çizili hususlar belirlemek, ülkenin en büyük gelir kaynaklarından turizmi de baltalayacaktır.
Geçen yıl Fransız bir arkadaşımızı İstanbul’da gezdiriyorduk. Ulus Parkına da götürdük, fotoğraf çekmek istemişti. İstanbullular bilir, en güzel manzaralardan biri de oradadır. Arkadaşımızın elinde saatler önce başka yerde içtiği boş bira kutusu vardı ve yere atmak istemediği için elinde dolaştırıyor ve çöp tenekesi arıyordu. O sırada parkta bir polis yanına geldi ve dedi ki:” Burası İslami bir ülke içki içtirmeyiz, ya buradan gitsin ya da sınırdışı ederim.”. Açıklamaya çalıştık ancak anlamak istemedi. Turist olduğunu, çöp tenekesi aradığını, parkta içmediğini, bu gibi tavırların doğru olmadığını söylememize rağmen parktan bizi kovdu ve turist arkadaşımızı fotoğraf da çekemedi. Kendisine durumu nasıl izah edeceğimizi şaşırdık. Daha o zamandan suların ne yöne akacağı belliydi.
Alkol ile ilgili saat kısıtlamalarında örnek verilen ve bize göre medeni anlamda daha gelişmiş Avrupa ülkelerine gelince,bahse konu ülkelerin gelir ve refah seviyeleri, kişisel özgürlük alanları da dikkate alınmalıdır. Önce o konuları bir örnek alalım, sonra sıra alkole gelir gelir zaten.
Diyelim devlet bizi kötü alışkanlıklardan korumak adına baba rolünü giyiyor. O halde GDO yani Genetiği değiştirilmiş olan ürünleri ne demeye bize yedirmeye devam ediyor? Üstelik bunların kanser yaptığı yüzde yüz kesinken?
Hadi yedik, kanser de olduk diyelim. Neden bu hastalıkla ilgili gerekli tüm ilaçları getirmiyor ve tam teşekküllü bir sağlık desteği sağlamıyor?
Ben yakınımdan biliyorum, hadi en gerekli ve ülkede satılmayan, herkesin kendi parasıyla getirttiği temel kanser ilaçlarını geçelim, kemoterapide mide bulantısını tamamen engelleyen bir hap var, 3 tek kapsül 170 TL civarı bir şey, bunu da devletin karşılamadığını biliyor musunuz? Yani deniyor ki, tamam öldürmemeye çalışıyoruz ama süründürmeye meyilliyiz…
Gönderen Arzu zaman: 14:44 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler: akp, alkol, gezi parkı, siyaset, taksim, yasa, özgürlük
3 Haziran 2013 Pazartesi
Turkey is awakening-by He'Art of Rescue
Gönderen Arzu zaman: 22:31 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler: direniş, gezi parkı, taksim
27 Şubat 2012 Pazartesi
Pastoral Senfoni-İskoçya
Benim fotolar ise:
Edinburgh’ta pencere camları dikkatinizi çekebilir, halen elde yapılmış tam düzgün olmayan camlar kullanıyorlar. Ayrıca kimi pencerelerin tuğla ile örüldüğünü göreceksiniz. Bunun nedeni zamanında İngiltere’nin İskoçya’ya düpedüz “ışık vergisi” koyması ve pencere sayısına göre vatandaştan vergi kesmesi. Buna tepki olarak bunu yapmışlar. Şu an bu vergi elbette yok ama sembolik olarak bu olayın unutulmaması için bazılarını bırakmışlar.
Büyülü Edinburgh’tan sonra otobüsle İskoçya
Highlands olarak adlandırılan dağlık bölgeye hareket ettik. Yolculuğumuz esnasında Pertshire
dağlık bölgesi, Pitlochry kasabası, 800
yıllık tarihi olan Blair Şatosunu ziyaret ettik. Ardından 16.yüzyılda Jakoben ayaklanmaların yer aldığı bölgeyi
gezdik Gezimizin devamında ise Aviemore
kasabasını ve Caimgorns Ulusal Parkı gördükten sonra Highlands’in merkesi ve ‘başkenti’ sayılan Inverness’e
vardık. Bu yolculuk tam bir pastoral senfoniydi. İsveç’in yeşilini beğenmiştim ama bu kadar mistik ve masal dünyası güzelliğini orada görmemiştim. Hele ki İnverness yakını şu an adını hatırlayamadığım bir kasabayı asla unutamayacağım. Bu kasabada genelde tek veya 2 katlı evler var. Hepsinin bahçesi var ve bahçelere giriş dışarıdan. Evlerinin kapıları da hep açık. Bunun nedeni, orada sormadan izin almadan evlerine veya bahçelerine girip oturabilir, sohbet edebilir, bahçelerinde barbekü bile yapabilirsiniz ve kimse ne yapıyorsun demez :)
Inverness’ten sonra Nessie ‘göl canavarı ‘ efsanesi ile meşhur
Loch Ness ( Ness Gölü ) tekne gezisine çıktık. Teknelerde yeraltındaki
hareketliliği ölçen göstergeler var ve Nessi’ye rastlama umuduyla geziyorsunuz.
Nessie’nin bir fotoğrafını çekmek bile yüzbinlerce dolar ödülü garantilemek
demek :)
Teknemiz yol üzerinde İskoçya tarihinde büyük savaşların gerçekleştiği Urquarth Kalesi'nin harabelerini gezmemiz için yanaştı. http://www.castles.org/Chatelaine/URQUHART.HTM
Burada ilginç bir anım da oldu, paylaşmak isterim. Her kalenin küçük bir hediyelik dükkanı var, orada alışveriş yaptım ve kasada sıra beklerken yan binada kaleyle alakalı bir video gösterimi için beni beklediklerini söylemeye geldiler. Kasiyere yaklaştım ve elimdekileri oraya bırakıp sonra ödemeye gelip gelemeyeceğimi sordum. Bana aynen şöyle dedi:” Önemli değil, alın poşete koyalım alın götürün, film bitince gelir ödersiniz”. Duyduklarıma inanamadım! Elimde 3 torba hediyelik eşya ile dükkandan ödemeden çıktım ve yarım saat sonra da dükkana geri gelip ödememi yaptım ! Zihniyet farkını anlayabiliyor musunuz? Onları ödemeden alıp kaçacağımı dahi düşünmüyorlar çünkü İskoçya’da kimse bunu yapmaz.
Şapel, Norman
şövalyelerinden soylu bir aile olan Sinclair ailesinden William Sinclair
tarafından 15.yy ortalarında inşa edilmiştir. İçerisinde filmden de hatırlayacağınız
gibi her taşın, her çizginin, her şeklin çok derin sembol ve anlamları vardır. http://www.rosslynchapel.org.uk/
Son duraklarımızdan biri olan Stirling Kale ve Şatosu’nu
Braveheart yani Cesur Yürek filminden hatırlayacaksınız. Bu filmde anlatılan
hikayeler ve savaşlar burada geçmiştir. Girişte King Robert The Bruce ve
William Wallace’un heykelleri var. Wiliiam Wallace bilindiği gibi gerçekten
ülke için en büyük kahraman ve önemli bir sembol. Film ile alakalı sorular sordum ve filmde bahsedilen William Wallace’ın savaşmaya karar vermesine neden olan aşk hikayesinin gerçekte olmadığını ve de filmde William’a ihanet eder görünen Robert The Bruce’un aslında ihanet etmeyip hep Wallace’ı desteklediğini, birlikte savaştığını belirttiler.
Filmde bu detayların farklı olmasından İskoçlar rahatsız değil, tam tersi film sayesinde kahramanlarını dünya tanıdığı için mutlular. Yani Türkiye’de Fetih filmine getirilen eleştiriler gibi şeyler olmuyor bu ülkede. http://www.stirlingcastle.gov.uk/

Şu an hangi şehir olduğunu hatırlamıyorum ama sanırım Oban’de Topkapı adlı bir Türk restoranına rastladık ve elbette hemen konuşmak için içeri girdik. Buranın sahibi olan Türk yaklaşık 40 yıl önce buraya gelmiş ve hayatından çok memnun. Aklıma kazınan şu cümleleri söyledi bize: “Asıl vatansever İskoçlar, Türkler değil. Biz vatanımızı sevmiyoruz. Gerçek vatan sevgisi nasıl bir şey, Türkler’in gelip İskoçları görmesi lazım…”
(Özel not: Özel tur rehberimiz süper insan Emre Özkurt ve yarı İskoç yarı İtalyan ve aynı zamanda Kraliyet Orkestrası Müzik profesörü olup da boş zamanlarında özel grup gezdiren Alberto Massimo 'ya da sonsuz teşekkürler.)
Son olarak, orjinal William Wallace:
Gönderen Arzu zaman: 11:16 2 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler: bar, bobbys, castle, cesur yürek, deacon brodie, edinburgh, gezi, ghost, hayalet, iskoçya, klan, lord, mason, medieval, royal mill, scotland, seyahat, stirling, tur, william wallace
20 Şubat 2012 Pazartesi
Fetih 1453 başarısı !
Bir konu film yapıldığında, eğer konu tarihi ise elbette detaylar tarihte tutulmadığından bilinemez ve senaryolaştırılır, bazı öğeler eklenir. Bunlar eklenmezse zaten belgesel olur,film olmaz. Belgesel seyretmeyiz, kitap okumayız, ancak bol bol eleştiririz. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan” bir ülkeyiz. Bu nedenle de hiçbir başarılı insanın değerini bilmeyiz, hepsini büyük çabalarla ülkeden kaçırırız.
Gönderen Arzu zaman: 11:09 1 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler: bizans, devrim evin, dilek serbest, era, faruk aksoy, fatih sultan mehmet, fetih 1453, ibrahim çelikkol, iskoçya, istanbulun fethi, sultan mehmet han, tarih, ulubatlı hasan
İnsanoğlunun Teknolojiyle İmtihanı
Sanatı-beden sağlığımızı-özgürlüğümüzü-değerlerimizi-doğayı tamamen yitirmek üzereyiz. Bu saydığım yitirilmeye yüz tutmuş 5 şey zaten başlıbaşına insanı insan yapan ve hayati önem taşıyan şeylerdir. Tüm bunları yitirdiğimizde zaten tamamen kukla durumuna düşeceğiz ve büyük güçlerin tam da istediği kıvamda koyun sürülerine dönüşeceğiz.
6 Ocak 2012 Cuma
2011'den Unutulmayanlar
23 Ekim Van Depremi
En büyüğü 19 Ekim Çukurca çatışması ile başlayıp, arkası gelmeyen şehit haberleri
Twitter Panpişleri ( Hilal Cebebi, Doğuş, Esra-Ceyda kardeşler )
Doğuş saksing ve Serdar Ortaçing pozu :-)http://dogussaksing.tumblr.com/
http://serdarortacing.tumblr.com/
Recep Tayyip Erdoğan'ın Ucube heykel polemiği
Somali'de açlık ve kuraklık ile akabinde Somali Yardım Kampanyası
Ortadoğu Krizi,sırayla tüm Arap ülkelerinin karışması ve ayaklanmalar
Recep Tayyip Erdoğan'ın Çılgın Proce'si
Ösym, Ygs sınav şifre skandalı patladı.
Gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık, Odatv soruşturması kapsamında tutuklandı, 11 aydır yetersiz delile rağmen hapisteler.
İnternet şifreleme polemikleri, 22 Ağustos güvenli internete geçiş
Gdo'lu ürünlere onay çıkması
Fransa Ulusal Meclisi'nin, Ermeni soykırımı iddialarını reddedenleri suç sayan bir tasarıyı kabul etmesi
Seçimler ve %47....
3 Temmuz, Fenerbahçe-Beşiktaş şike dosyası
Sigara-alkol zammı
Asmalimescit'te dışarıda bulunan masaların toplanması
Bedelli askerlik, 30 bin TL'cik, hatta askerlik de yapmadan...
Müge Anlı ve Van Depremi patavatsızlığı
Devlet Bahçeli'den püskevit isyanı :-)
Espritüel Egemen Bağış :-) "Geçen gün
Emekli milletvekili maaş artışları tartışması
Keşan Müftüsü açıklaması: "Noel Baba dürüst olsa kapıdan girerdi, niye bacadan giriyor ki?" :-)
Hurşit Güneş'in "Birbirimize takıcaz" konu başlıklı konuşması :-)
Iphone-5 beklenirken iphone 4S çıktı ve Siri'nin hayatımıza girmesi
Efsane Steve Jobs'un hayata veda edişi ve Amerika'da Türklerin bıraktığı mesaj: "Üşüyoruz Steve Reyiz" :-)
11 Mart'taki 8,9 luk Japonya depremi ve Tsunami faciası
Başta Yunanistan olmak üzere, İrlanda, Portekiz, İspanya gibi AB ülkesi ekonomileri krizi
Wikileaks belgelerinin açıklanması ve kurucusu Julian Assange'ın tutuklanması
Hüsnü Mübarek'in istifası
İbrahim Tatlıses'in başından vurulması ve yaşam savaşı.
Muammer Kaddafi'nin işkence edilerek linç edilip ve öldürülmesi
Dünya Yıldız Kızlar Voleybol Şampiyonası'nda Türkiye'nin ilk defa Dünya birincisi oluşu
Galatasaray Engelli Basketbol takımının Dünya şampiyonu oluşu.
Yunanistan'da Yorgo Papandreu ve ekibinin istifa edişi
İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'nin istifa edişi
Milli takımın başına Abdullah Avcı'nın getirilmesi
TFF'nin, 4 büyüklerin deplasman maçlarına rakip takım seyircisini almama gibi tartışmalı bir karara imza atması
İzzet Yıldızhan ve Nihat Doğan'ın adı otel odasında kadınlarla manşete çıkması, Nihat Doğan'ın bunu İsrail komplosu olarak görmesi. (?)
Yıl boyu durmaksızın devam eden Nihat Doğan vecizeleri
Kaybettiklerimiz toplu liste: Hasan Mutlucan,Esin Afşar, Defne Joy Foster,Hikmet Bila, Sönmez Atasoy,Server Tanilli, Ömer Lütfi Akad, Elizabeth Taylor, Amy Winehouse, Andy Whitfield, Necmettin Erbakan, Hikmet Bila , Cem Erman, Mesut Engin, Cesária Évora, Aydoğan Oflu, Coşkun Özarı, Fevzi Şeker, İstemi Betil, Güven Sazak, Jülida Gülizar, Kıvırcık Ali, Mihri Belli, Necip Torumtay, Nejat Biyediç, Sevgi Sakarya, Al Davis, Andy Rooney, Betty Ford, Bubba Simith, Joe Frazier, Muammer Kaddafi, Steve Jobs, Sathya Sai Baba, Sultan Bin Abdulaziz El Saud, Usame Bin Ladin, Tenzile Erdoğan, Aydın Menderes vefat etti.
Spartacus dizisinin yıldızı Andy Whitfield'ın ani ölümü herkesi şoke etti, dizi yarı kaldı, başrol değişerek devam edecek
Dexter başrol oyuncusu kanseri yenip geri döndü :-)
Vahide Gördüm, Nilüfer ve Sanem Deniz Uğur'a meme kanseri teşhisi konuldu.
İlluminati geri sayımı bitti, dünyanın sonu gelmedi, illuminati geri sayım sitesinin bir Türk'e ait olduğu ortaya çıktı :-)
2011 yılı Acun yılı oldu, Show Tv'nin programlarının yarısından çoğu ona ait. Hülya Avşar da kadrolu jüri olarak çalışmaya devam etti.
Acun programlarından Sefa Doğanay ve Aref tanındı.
Topkapı Saray Müzesi Müdürü Yusuf Benli, padişah tahtını lojmanına taşımaya çalıştı.
Bakan Mehmet Şimşek: "Zam değil güncelleme"
Tecavüzcüleri hadım etme tartışmaları
Recep Tayyip Erdoğan, Time Dergisi kapağına çıktı.
Twitter Van Depremi'nde hayat kurtardı.
Ömer Dinçer: "Öğretmenler başka işlere yönelmeli."
Ortadoğu da halkların başlattığı, Arap Baharı olarak adlandırılan halk hareketleri
Norveçli saldırgan Anders Behring Breivik, silahını kaparak önce şehir merkezinde 7 kişiyi, sonra Gençlik Kampında 80 kişiyi öldürdü.
Adnan Oktar'ın "Kedi canını senin" ile başlayan kızlarla olan muhabbetleri :-)
Cüppeli Ahmet Hoca'nın tutuklanması
Tranzonspor'un tartışmalı şampiyonluğu
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının şehit haberleri nedeniyle iptal edilmesine dair tartışmalar
Dr. Erol Köse'nin iddiaları ve ortalığı karıştırması
2011 Eurovision şarkı yarışmasında Azerbaycan birinci oldu.
Rock konserlerinin en çok olduğu yıl oldu. Örnek: Bon Jovi, Judas Priest, Whitesnake, Ian Anderson, Alice Cooper, Iron Maiden, Elton John, Motörhead, vb.)
The Twilight Saga: Breaking Dawn - Part 1 çıktı. Edwaaarddd :-)))
Muhteşem Yüzyıl dizisi tarih hatalarıyla rating yüksekliğiyle sürekli gündemde kaldı.
Biscolata erkekleri her daim gündemdeydi :-)
Acun, Victoria's Secret mankeni Adriana Lima'yı programına getirdi.
Pascal Nouma, Fransa'da kabul edilen soykırım yasasına tepki gösterdi: 'Türk pasaportu alır almaz Fransız pasaportunu yırtıp atacağım'
Foreign Policy dergisindeki 'Türk Kavşağı' başlıklı makalede 'Türkiye'nin 2011 yılının kazananı olduğu' belirtildi.
Ulaştırma Bakanı 'İstesek 3 ayda yerli uçak yaparız ama uçurmazlar' dedi
Tarihi Emek Sineması'ndan sonra Majik Sineması'nın da yıkılması onaylandı.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana'ya, "Ayrı devlet kuracağız diyorsan, Türkiye Cumhuriyeti masa başında kurulmadı, savaş meydanlarında kuruldu. Bedelini ödersin, gelir alırsın" diye seslendi.
Muharrem İnce yaptığı açıklamalarla birçok kişinin desteğini aldı ve yılboyu gündemde kaldı.
Dünya Halter Federasyonu'nun yaptığı kontrollerde milli halterci Nurcan Taylan 'da doping tespit edildi.
İsveçli otomobil üreticisi Saab iflas etti.
Twitter sosyal medya ve etkisi konusunda kendini kanıtladı.
Rutkay Aziz'in Altın Portakal konuşması herkesi duygulandırdı.
Kuzey Kore lideri Kim Jong İl öldü.
118'li hatların saçma sapan reklamları ve türevleri çıktı.
Kelime oyunu yarışmasında bir öğretmen uçan memeli nedir sorusuna
Hostes yanıtını verdi :) Sonrasında ay bunu montajda silin dedi :)
Melih Gökçek dev kedilerle misket oynadı.
CHP'nin genç olmak yasak reklamı
Arda Turan'ın pembe forma rengini görüp küfretmesi ve ardından o renk pantolonla görülmesi :)
Ak Parti'nin "Aynı Dağın Yeliyiz Biz" şarkısı
Habertürk'ün kadına yönelik şiddetle ilgili şiddet içeren manşeti
Behzat Ç dizisi ve filminin rating rekorları
Ömer Çelakıl'ın yağlı saçları ve saçmalıkları
Sibel Üresin'in "Çok eş yasal olsun" açıklaması
Leyla ile Mecnun dizisinin en çok izlenen dizi seçilmesi
Ayşe Özyılmazel ile Ali Taran'ın evliliği ve Ali Taran'ın eşinin kanserden vefatı üzerine çıkan tartışmalar
Milletvekili Hüseyin Şahin'in açıklaması "Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir."
Van Depremi'nde yardım alan, yardım gönderene attığı sms "Bir gün sen
düşersen ben de seni kaldıracağım"
Suudi Arabistan'ın akıl almaz fetvası: "Kadınlar araba kullanırsa ülkede bakire kalmaz"
Gönderen Arzu zaman: 16:34 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler: 2011, unutulmayanlar
28 Aralık 2011 Çarşamba
Noel ve Yılbaşı arasındaki fark
Ülkemizde kimi kesimlerin özellikle dini açıdan Yılbaşı kutlamalarına karşı olması temel bir bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Hristiyanlar Christmas yani Noel Bayramı'nı 24 ve 25 Aralık'ta kutlarlar. 24 Aralık Hz. İsa'nın doğduğu gün sayılır. Noel Babanın hediye vermesi adeti vb hepsi 24'ü 25'e bağlayan Aralık Gecesi için geçerlidir.
Christmas yani Noel budur.
Yeni Yıl yani Yılbaşı kutlaması ise, 31 Aralık gecesi yeni giren yılı kutlamakla alakalıdır ve herhangi bir din ile alakası yoktur, her milletten ve her dinden insanlar yeni gelen yılı şenliklerle karşılar ve yeni yıla dair dilekler diler. Dolayısıyla, yılbaşı gecesi kutlamasına Hristiyan adeti diyen, o gece evde pişenlerden yemeyenlere boş yere demogoji yapmamaları açısından duyurulur...
Not: Bazı Ortodokslar Christmas'ı 25 Aralık değil, 6 Ocak olarak kabul edip kutlamaktadırlar.
















